Antalya’da kentsel dönüşüm konusu son zamanlarda sık sık gündeme geliyor. Yerel yönetimlerin açıkladığı projeler, yapılan toplantılar ve siyasilerin açıklamaları bu konunun sadece teknik değil, aynı zamanda siyasi bir mesele olduğunu da gösteriyor. Ancak bana göre kentsel dönüşüm, sadece eski binaların yıkılıp yenilerinin yapılması anlamına gelmemeli. Asıl mesele, bu dönüşümün kim için ve nasıl yapıldığıdır.
Bu noktada Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin savunduğu “sosyal belediyecilik” anlayışı önemli bir yerde duruyor. CHP’li yerel yönetimler, kentsel dönüşümün yalnızca rant odaklı değil, halkı merkeze alan bir şekilde yürütülmesi gerektiğini vurguluyor. Bu yaklaşım, özellikle Antalya gibi hızlı büyüyen ve sosyal yapısı giderek değişen bir kent için oldukça anlamlı.
Vatandaşın Kaygıları Göz Ardı Edilmemeli
Kentsel dönüşüm projeleri anlatılırken genellikle “güvenli yapılar” ve “modern şehir” söylemleri ön plana çıkarılıyor. Elbette bunlar önemli. Ancak mahallelerinde yıllardır yaşayan insanlar için asıl soru şu: “Bu dönüşümden sonra biz burada yaşayabilecek miyiz?”
CHP’li belediyelerin sık sık dile getirdiği nokta da tam olarak burası. Dönüşüm sürecinde vatandaşın yerinden edilmemesi, ekonomik olarak zorlanmaması ve karar süreçlerine dahil edilmesi gerektiği savunuluyor. Bana göre bu yaklaşım, kentsel dönüşümün insani boyutunu hatırlattığı için oldukça değerli. Çünkü şehirler sadece binalardan değil, içinde yaşayan insanlardan oluşur.
Şeffaflık ve Katılımcılık Meselesi
Yerel siyasette kentsel dönüşümle ilgili tartışmaların artmasının bir nedeni de şeffaflık konusu. CHP cephesinden yapılan açıklamalarda, dönüşüm projelerinin masa başında değil, halkla birlikte planlanması gerektiği vurgulanıyor. Bu söylem, özellikle gençler ve öğrenciler açısından da önemli.
Bir kentte alınan kararların kapalı kapılar ardında değil, kamuoyuyla paylaşılması; vatandaşın bilgilendirilmesi ve sürece dahil edilmesi demokratik yerel yönetimin temelidir. CHP’nin yerel yönetim anlayışının bu noktada daha katılımcı bir çizgi sunduğunu söylemek mümkün.
Rant mı, Kamu Yararı mı?
Kentsel dönüşüm denildiğinde en çok tartışılan konulardan biri de rant meselesi. Antalya gibi turizm değeri yüksek bir şehirde, dönüşüm projelerinin kimlere kazanç sağladığı sorusu ister istemez gündeme geliyor. CHP’li belediyeler ise bu konuda kamu yararını önceleyen bir duruş sergilediklerini ifade ediyor.
Özellikle dar gelirli vatandaşların mağdur edilmemesi, sosyal konut projelerinin artırılması ve dönüşümün ticari bir fırsata dönüştürülmemesi gerektiği sık sık dile getiriliyor. Öğrenci gözüyle baktığımda, bu yaklaşımın daha adil ve sürdürülebilir olduğunu düşünüyorum.
Antalya İçin Nasıl Bir Dönüşüm?
Antalya’nın hem deprem riski hem de hızlı nüfus artışı göz önünde bulundurulduğunda kentsel dönüşüm kaçınılmaz. Ancak bu dönüşümün nasıl yapılacağı büyük önem taşıyor. CHP’nin savunduğu gibi, sosyal belediyecilik anlayışıyla yürütülen bir dönüşüm süreci, hem kenti yenileyebilir hem de toplumsal huzuru koruyabilir.
Sonuç olarak Antalya’da kentsel dönüşüm, yerel siyasetin halkla kurduğu bağın en somut örneklerinden biri. CHP’li belediyelerin bu süreçte halkçı, şeffaf ve katılımcı bir yaklaşım sergilemesi, kentsel dönüşümün sadece bir inşaat faaliyeti değil, aynı zamanda bir toplumsal dönüşüm olduğunu hatırlatıyor. Bana göre de Antalya’nın ihtiyacı olan tam olarak bu.

